|
- "Ben beklerim..."
"Güçlüklere gögüs
germelerine... Kötülügü iyilikle
savmalarina... Kendilerine rizik olarak bahsettigimiz
seylerden baskalari için de harcamalarina...
Karsilik kendilerine iki kat ecir verecek olduklarimiz."
(Kasas, 54) "
Siradaki sarkiyi bütün kimyacilara hediye
ediyorum" diyor, kendisiyle barisik ve her seye
ragmen umut dolu bir kiz sesi. Radyo programcisi sasiriyor;
Konya'dan arayan bir kiz, siradaki sarkiyi niçin
kimyacilara hediye ediyormus diye... "Ben, aslinda.."
diye basliyor ümit yüklü ses, "Bir
kimya ögretmeniyim, ama ögretmenlik yapamiyorum"
diyor. "Atamaniz yapilmadimi?" diye soruyor
programci... "Sey'' diyor kiz sesi... Sesini
kisarak ve sanki duyulmasi çok da makbul olmayan
bir seyi fisildar gibi, ya da benim yerimde kim olsa
da böyle yapar der gibi... "sey, biliyorsunuz,
basörtülü izin verilmiyor kimya ögretmenligine..."
"Olsun ama" diyor, "ben beklerim..."
"Ben beklerim" sözünün üzerine,
elim yetse siir yazasim geliyor.
Kiza, kisik sesine, kimya dersine, peryot cetveline,
suyun özgül agirligina ve dünyanin
bütün elektronlarina sarilmak geçiyor
içimden, annelik damarlarim kabariveriyor.
Dünyanin bütün küçük
kuzulari üstüme üstüme melesiyor,
sanki büyük bir çayirda yalin ayak
oluyorum, içimden kosmak geliyor... Sanki hiç
aci duymamis,sanki hiçbir dönük sirt,
kapali kapi, çatik kas görmemis gibi oluyorum.
Bir kiz bana, bir kiz bize, "beklerim" diyor.
Bir sarkiyi, beklediginiz bir sey için tuttunuz
mu hiç? Her bahar gelen leyleklerin konaklamalari,
size heyecan verdi mi? Siz siradaki sarkiyi, bütün
beklemeyenlere hediye ettiniz mi hiç? Geçen
gemilerin hangisine binseniz, sizi sehre götürecegini
bildiginiz halde, hiçbirine binmeden, "Ben
adayi bekleyecegim" dediniz mi? Kimseye kizmadan,
gücenmeden ama... Bir seyi beklediniz mi? "Ben
beklerim" sözü kadar muhtesem bir vaat
daha biliyor musunuz hayatta? Kimi böyle beklediniz?
Kimi böyle beklediler bizden öncekiler?
Ve çocuklarimiza bekleyebilecekleri hangi rüyayi
anlatiyoruz? Çanakkale'de vatani beklemek için
yatan yüz binlercesi... Taa... Yemen ellerine
gidip de yillarca ve bir daha geri dönmeyen nisanlilarinin
yollarini bekleyenleri... Postadan çikacak
iyi haberi... Bulutlardan bir türlü yagmayan
yagmurlari... Magaranin disinda, bir gün gelecek
selameti bekleyen Yedi Uyuyanlar'i... düsünüyorum.
Sizin önünde inançla beklediginiz
bir yer, bir isim, bir söz, bir düs var
mi? Modern zamanlarda "bekleme"yi çaresizlige
ve ümitsizlige yakin bir civarda algilar olduk.
Beklemek; eylemsizligin, kararsizligin, kaybetmenin,
terk edilmenin, vazgeçilmenin diger adiymis
gibi anlasilir oldu. Ama kitaplar öyle demiyor.
Dili ve anlamlar dünyasini bize aktaran sözlük'lerden
bahsediyorum.
D. Mehmet Dogan'in Türkçe sözlügüne
baktim mesela; "beklemek: korumak, muhafaza etmek,
bekçilik etmek, nöbet tutmak, nezaret
etmek, seyrini takip etmek, intizar etmek" anlamlariyla
tarif edilmis. Koca kitap, ruhumda küçük
bir kiza ait olan, o derin umut vadisini tekrar isiklandirdi.
Sözlügü kapattim ve iyi ki, "bekliyorum"
dedim... Iyi ki bekliyorsun küçük
kimyaci ve iyi ki beklediniz bütün bekleyenler...
Zaman zaman beklerken usandiginiz olmuyor mu?Günesin
alninda ya da dondurucu ayazda... Yalniz birakilmisliklar,
görmezden gelinmekler bazen caniniza tak etmiyor
mu? Hatta "Yahu âlemin tek akillisi ben
miyim de bekliyorum?" diye kendinize acimalar
falan...
Elbette bir bekleyen olarak, pusuda yatan ve size
beklemenin bir aptalliktan ibaret oldugunu defalarca
ispat etmeye çalisan o sesleri taniyorum. Uzun
yillar, pusudaki o seslere akli basinda cevaplar hazirlayan
bir kadin olarak size söyleyecegim çok
büyük avuntular da kalmadi: "Seviyorsaniz
beklersiniz, o kadar..." Seviyorsaniz umudunuz
da vardir, beklemek bu yüzden umut doludur; umutsuzlar
bekleyemez, çabuk usanir, hemen vazgeçerler.
Oysa beklemek; ahmaklik, aptallik, ziyan etmek degildir.
Tam tersine, beklemenin gözesinden, sabir ve
seref neset eder. Iste bu yüzden bir vazo ile
bir kadin arasindaki en büyük fark...
Birisinin kirildiginda tuzla buz oldugu ve yerindenkalkamadigi
halde... Digerinin, kirildigi ve tuzla buz edildiginde
bile, hâlâ ayakta ve yürüyebiliyor
olusudur. Hadi sirt çantamizdaki Kitab'a bir
kez daha bakalim ve içindeki tüm güzel
kadinlara; Asiye'ye, Meryem'e, Belkis'a, Sare'ye ve
Hacer'e, Hatice'ye ve Fatma'ya ve diger bütün
güzellere, bütün bekleyenlere... Beklemeyenlerin
baskasina hediye edebilecegi bir tek kirintilari bile
yokken... Siz bütün sarkilari, siirleri
ve dualari hediye edebilirsiniz.
Bir bekleyenseniz sayet...
|