


- (Kuddise sirruhu) BUYURUYOR KI!
KÂLBINDEKI PUTLARI KIR!
Sen, hiç, Nebî Sallâllahü
Aleyhi Vesellem'in su sözünü isitmedin
mi?
- Bir kimse ki , yedigini-içtigini nasil ve
nereden kazandigina aldiris etmezse Allah da onu cehennemin
kapilarinin hangisinden sokacagina aldirmaz .
Melekler içinde suret bulunan bir eve girmezlerse,
içinde bir sürü suretlerle putlarin
bulundugu senin kalbine nasil girer?
Mü'min dünyada gariptir, yalnizdir. Zahid
de âhiretle ilgili hususlarda gariptir. Ârif
ise Allah'dan baska hersey yaninda gariptir, yalnizdir.
Mü'min dünyada âdetâ zindandadir.
Bol rizik içinde bulunsa ve genis evlerde otursa
bile...Âile efrâdi; malinda, mevkiinde
istedikleri gibi tasarruf ederler. Nes'elenirler.
Etrafinda gülerler, oynarlar. O ise gizli bir
zindan içindedir. Nes'esi yüzündedir.
Kederi kalbindedir.
Dünyâ hayâtinin içyüzünü
iyi bilir. Kalben onu terkeder, bosar. Ilk bosayisi
talâkdir, bir bosayisdir. Çünkü
bütün dünyevî imkanlarinin tamamen
elden gitmesinden korkar. O, bu hâlet içindeyken
bir de görür ki, ahiret kapisini açmis,
güzel yüzü bütün parlakligi
ile karsisinda duruyor. Onu görünce, dünyayi
bir kere daha bosar. Fakat dünya (dünyevi
zevkler, hazlar) gelir, kendisinin boynuna sarilir.Bunun
üzerine o da onu üç talâkta
birden bosar. Ve varir, ahiretin yaninda durur. O
orada dururken, birden siddetli bir nur lemeân
eder, parlar. Bu Azîz ve Celâl olan Hakk'in
nurudur. Onu görünce bir kere daha bosar.
Bu sirada dünyâ kendisine sorar
- Beni niçin bosadin?
O, cevaben der ki:
- Senden daha güzelini gördüm.
Baska bir zaman, dünya yine sorar:
- Beni niçin bosadin?
O da der:
- Çünkü sen, gelip-geçicisin.
Aldatici türlü sekillerle ve kiyafetlerle
bürünmüs birisisin.Aslin hâlen
su göründügünden baskadir. Bu
durumda seni nasil bosamayayim?...
Iste o anda, artik o müminin , Rabbini tanimis
olmasi tahakkuk eder. Böylece, mâsivâdan
(Allah'dan gayri herseyin) karsisinda hür duruma
gelir. Dünya ile ahiret karsisinda ise garip
ve kimsesiz duruma düser. Çünkü
o dünyanin da ahiretin de uzaklarindadir. Onun
nazarinda, dünya da ahiret de nâmevcut
(yok) mesâbsindedir.
Insanlara güvenip baglanma duygularinin koptugu,
Allah'a olan sevgi baglarinin da saglamlastigi bir
an, bil ki Allah seni kendisine dost olarak seçmistir.
O'nun bu seçisini garip bulma. Kim ki Izzet
ve Celal sahibi Hakk'in yolunda yürüme ve
onunla birlikte bulunma hususunda sabir gösterirse,
o, Allah'in acâib ve hikmetli lûtuflarini
görür. Kim iki fakirlige sabreder tahammül
gösterirse pesinden zenginlik gelir.
Zîra, surasi bir gerçekdir ki, kendilerine
peygamberlik verilenlerin çogu çobanlardan,
velîlik verilenlerin ekserisi de kölelerle
gariplerdendir.
Kul, her zaman Allah için tevâzuu gösterirse
O, onu, aziz eyler, efendi mertebesine yükseltir.
Her ne zaman alçak gönüllü davranirsa
Allah onu yüceltir. Aziz kilan odur. Muvaffakiyet
veren O'dur. Kolaylik veren O'dur. Eger o olmasaydi,
O'nun lûtfu olmasaydi, biz O'nu taniyamazdik.
Ey, amelleri ile övünenler! Ey amellerine
magrur olanlar! Ey, amelleri ile böbürlenenler!
Ne de cahilsiniz! Ne de bilgisizsiniz! Eger Allah'in
tevfîki olmasaydi ne namaz kilmaga muktedir
olabilirsiniz ne oruç tutmaga ne sabirli olmaga.
Sizler övünme mevkiinde degil, bilakis sükretme
durumundasiniz. Övünmege hakkiniz yok. Sükretme
vazifeniz var...EY OGUL!
Haram yemek kâlbini öldürür.
Helâl yemek ise onu ihya eder. Lokma vardir
kalbini nurlandirir. Lokma vardir onu karartir. Lokma
vardir seni dünya ile istigal eder hale getirir.
Lokma vardir, seni dünya ile ahiretin Yaradani'na
ragbet ettirir.
Haram yemek, seni sirf dünya ile istigâle
sürükler ve sana günahlari hos gösterir.
Mubâh yiyecekler seni ahiret ile istigale sevk
eder ve sana tâatleri sevdirir. Helâl
yiyecekler ise senin kalbini Allah'a yakinlastirir.
Bu yiyecekler, ancak ma'rifetullah ile yâni
Allah'i tanimakla bilinir. Ma'rifetullah ise defterlerde
ve kitaplarda degil kalblerde bulunur. Ma'rifetullah
haktan gelir. O'nun mahlükatindan gelmez. Aziz
ve Celal olan Allah'i tanimak, yani ma'rifetullah,
Allah'in ahkâmi tasdik edip sidk ile tatbik
ettikten ve yasadiktan sonra hâsil olur.
Allah'i tevhidden ve yalniz O'na güvenip dayandiktan
sonra hâsil olur. Yaratilanlarin sevgisinden
ve onlara dayanip güvenmekten bütünüyle
siyrildiktan sonra hâsil olur.
Sen Allah'i nasil taniyor, nasil biliyorsun ki? Sen
ancak yemeyi, içmeyi giyinmeyi ve evlenmeyi
biliyorsun. Üstelik bunlar nasil olursa olsun,
neredengelirse gelsin, hiç aldirista etmiyorsun.
Sen, hiç, Nebî Sallâllahü
Aleyhi Vesellem'in su sözünü isitmedin
mi?
- Bir kimse ki , yedigini-içtigini nasil ve
nereden kazandigina aldiris etmezse Allah da onu cehennemin
kapilarinin hangisinden sokacagina aldirmaz .
Izzet ve celâl sahibi Hakk'in evi olan kalbini
tahliye et, bosalt. Orada Allah sevgisinden baska
hiç bir seye yer verme. Melekler içinde
suret bulunan bir eve girmezlerse, içinde bir
sürü suretlerle putlarin bulundugu senin
kalbine nasil girer? Mâsivadan gayri her sey
bir puttur. Allah'dan gayri her sey bir puttur. Öyleyse
sen putlari kir.
Evi temizle. Iste o zaman evin sahibinin orada hazir
oldugunu göreceksin.
Allah'im, bizi, seni kendimizden razi edecek amelleri
islemege muvaffak eyle.
Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver. Ahirette
de iyilik ver. Bizi cehennem azabindan koru!...
|


|
|