• Ruh

    Ruh ile beden arasindaki münasebet bir bakima, sesle mana arasindaki münasebete benzer. Söz mananin bedeni, mana sesin ruhudur. Bu ruh o bedenin ne sagindadir, ne solunda; ne içindedir ne disinda... Mana, hayatiyetini devam ettirmek için sese muhtaç degildir... O, hafizada sessiz olarak durur, dimagda sessizce yasar, kalbde kelimesiz olarak bulunabilir. Ancak, görünmek ve bilinmek istedi mi, iste o zaman, sese müracaat eder... Ses, muhatabin kulagina varinca ömrünü tamamlar... Mana ise, ondan sonra da hayatiyetini sürdürür. Mana, sesten önce de vardi, sesle birlikte göründü, sesten sonra da varligini devam ettirmekte... Bir baska açidan; bedeni kafese, ruhu ise kusa tesbih ederler. Bu güzel tesbihten alacagimiz çok dersler var. Hemen aklima gelenler sunlardir;

    Beden ruh içindir, ruh beden için degil...

    Kafesin boyanmasiyla kus güzellesmez. Beden sihhati de ruhun olgunluguna delil olamaz...

    Kafesi büyütmekle kusu gelistirmis olamazsiniz. Onun büyüme yolu daha baskadir...

    Kus, kafesten disariyi seyreder, ama gören kafes degildir; "göz bir hassedir ki ruh bu alemi o pencere ile seyreder" Bediüzzaman

    Kussuz kafesi kimse evinde barindirmaz. En yakinimizi bile ölümünden sonra kaç gün misafir ediyoruz?..

    Kus kafesten önce de vardi, kafesten uçtuktan sonra da varligini devam ettirir...

    Su koca kainat sarayi ruh için bir oda gibi... Beden ise kafes... Ruh kafesten uçtugu gibi, saraydan da çikar, gider... Daha genis alemlere kavusmak üzere... Kafeste bogulmayan, odaya aldanmayan, kendini unutmayan ruhlara müjdeler olsun!..

    Alaaddin Basar

Nurdamlalari