Secde
Tevazu ve tezellülün en son noktasi, secde…
Kibrin ve gururun, yerini sonsuz bir teslimiyete terk
ettigi kutlu bir eylem, secde… Kulun Allah’a
en yakin oldugu, tüm benligiyle Rabb’ine
teslim oldugu vecd hali… Nefsin hiçe
sayildigi, gururun ayaklar altina alindigi, en serefli
uzuv olan basin yere serildigi; ama o oranda da Allah
Azze ve Celle’nin yüceltildigi, tekbir
ve tesbih edildigi bir mübarek an…
“Secde et ve (Rabb’ine) yaklas!”
(Alak:19)
Kisi, ister Allah’in huzurunda yere kapansin,
isterse bir baskasinin; bu hal, mutlak bir boyun egmeyi
ve kesin bir bagliligi ifade eder. Öyle ki, sâcid
(secde eden) kim için ve kimin karsisinda basini
yere koyuyorsa, o makama karsi hudutsuz bir saygi
ve nihayetsiz bir muhabbet besliyor demektir. Bu saygi
ve tazim, ister korkudan kaynaklansin, isterse de
derin bir hayranlik duygusundan, durum degismez. Bir
makami veya sahsi göklere çikarip yüceltmenin
secdeden daha ileri ve daha asiri bir biçimi
düsünülemez. Makam sahipleri, karsilarindaki
insanlarin, kendilerini en iyi bir sekilde ululayacaklarini
bildikleri için, secde ile tazim edilmekten
pek hosnut olurlar. Firavunlar, Nemrutlar ve onlarin
çagdas takipçileri, insanlarin saygiyla
karsilarinda egilmelerini ve hatta yere kapanmalarini
istemisler ve böylece mabud haline gelmislerdir.
Bu yüzdendir ki, Islâm dini, Allah’tan
baskasina secde etmeyi ser`an küfür saymistir.
Yüceltilmeye, tazimde bulunulmaya layik yegâne
makam Allah-u Azîm’us-San’dir.
Ademoglu secde (âyetini) okuyup secde ettigi
zaman seytan aglayarak çekilir ve: “yaziklar
olsun! Ademoglu secde ile emrolundu, secde etti ve
cenneti kazandi. Ben ise secde ile emrolundugum halde
direttim ve akibetim ates oldu. (Kur’an-i Hakim
ve Meal-i Kerim, 2/736 –Müslim- )
Mescidler (yahut mescedler) yalnizca Allah’a
mahsustur. Öyleyse Allah ile beraber baska hiçbir
seye (ve kimseye) kulluk etmeyin! (cin:18)
Bu âyette geçen mesâcid tabiri,
asil itibariyle “Mescidler” anlamindaysa
da , bir baska kiraatte mesâced seklinde okunmustur.
Bu ise, mescedler demektir ki; secde, secde uzvu ve
ya secde mekâni manalarina gelir. Dolayisiyla
bu âyeti söyle anlayabiliriz: “secdeler
ve secde âzâlari Allah’a aittir;
öyleyse Allah’tan baskasina secde etmeyin!”
Sa’id b. Cübeyr –Allah ondan razi
olsun- bu âyet hakkinda söyle demistir:
“secde âzâlari olan mescedler Allah’in
mahlukudur. Dolayisiyla onlarla Allah’tan baskasina
secde etmeyin! Aklini kullanan Allah’tan baskasina
secde etmez.” (Hak Dini Kur’an Dili, c.VII,
s. 5407-5408)
Rasûlüllah –s.a.v.- secde âzâlarini
söyle açiklamistir:
“Yedi kemik (aza) üzerine secde etmekle
emrolundum: (biri) alin –eliyle burnunu da isaret
etti-, (ikisi) eller, (diðer ikisi) dizler, (ikisi
de) ayak uçlari”. (Tecrîd-i Sarih
Tercemesi, c. III, s.847-848)
Huzayfe –Allah ondan razi olsun-, Nebî
–aleyhisselam-’dan su hadisi nakletti:
“Bir kulun yaptigi islerden Allah’in
en çok hosuna giden, namazda yüzünü
topraga koyarak secde etmesidir.” (Tergip ve
Terhib, el-Münzirî, c.I, s.516 –Teberâni’den
rivayet)
Ebû Zer ise –Allah ondan da razi olsun-
; Rasûlüllah –s.a.v.- in söyle
buyurdugunu söyledi:
“Hiçbiriniz namaz kilarken alnindaki
tozu topragi silmesin; çünkü rahmet
onu karsiliyor.” (a.g.e., c.I, s.514.)
Yazi:Tu®abi