• “Andolsun asra ki, insanoglu ziyandadir. Iman edenler, salih amel isleyenler, birbirlerine hakki ve sabri tavsiye edenler müstesna.” (Asr Suresi)
    “Insanlari dine tatlilikla davet edin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylastirin, zorlastirmayin. Uyumlu olun, geçimsiz olmayin.” (Hadis-i Serif; Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesaî)
    Insanlik tarihi, farkli bakis açilari dogrultusunda degisik sekillerde okunabilir. Ancak dikkatle bakildiginda, bütün okuyus biçimlerinin bulustuklari ortak bir nokta bulundugu görülür. O da bütün tarihi insanin ilâhi/evrensel hakikat ile iliskisinin teskil ettigidir.
    Insanoglunun yeryüzündeki macerasinin Hz. Adem a.s. ile basladigini söylemekle, aslinda bu gerçegi ifade etmis oluyoruz. Zira ilk insanin bir peygamber olmasi, ilâhi/evrensel hakikatin insan nesline tebliginin de ilk insanla birlikte baslamis olmasi demektir.
    Evet; Insanoglu yeryüzünde ilk var oldugu günden bu yana ilâhi davetin muhatabidir. Bu davetin isaret ettigi yolda fitratindaki zaaf ve eksiklikler sebebiyle bocaladiginda ise, nebevî rehberlikle her zaman yüzyüze olmustur.
  • KAS YAPARKEN GÖZ ÇIKARMAMAK IÇIN...
    Allah’in Dini’ni anlatmak, Islâmi bilgi ve bilinç sahibi bireylere düser. Ancak bunun son derece zor ve hassas bir görev oldugunu hatirdan çikarmamak gerekir. Davet, teblig, irsad ve emr-i bi’l-ma’ruf–nehy-i ani’l-münker görevlerinin hakkiyla yapilmasi, kas yaparken göz çikarmadan yerine getirilebilmesi için asagidaki hususlara riayet etmek kaçinilmaz bir zorunluluktur:
    -Her seyden önce insani iliskilerde güven verici olmali, olumsuz intiba uyandirabilecek davranislardan uzak durmalidir.
    -Hakkinda konusulacak konuyu her yönüyle iyi bilmeli, kulaktan dolma bilgi kirintilariyla asla Islâm’i anlatmaya kalkismamalidir.
    -Muhatabini iyi tanimali ve eger mümkünse onunla uzun süreli ve kalici bir münasebet kurmalidir.
    -Sabirli, hosgörülü olmali, insan psikolojisine dikkat etmeli, kirici olmaktan siddetle kaçinmali ve uyarida bulunurken, isi münakasa ve tartisma boyutlarina asla götürmemelidir.
    -Kardesine tavsiye ettigi seyi kendisi bizzat nefsinde yasamali, onu sakindirdigi seyden kendisi de uzak duruyor olmalidir.
    -Eger yapabiliyorsa, nasihatte bulundugu kardesini yanlisa sevkeden sebepleri ortadan kaldirmaya çalismali, bunu yapamiyorsa birlikte çözüm aramayi denemelidir.
    -Müslümanlar arasinda ihtilaf konusu olan hususlarda genis yüreklilikle davranmali, bu gibi meselelerde görüslerden birisini dayatmaktan kaçinmalidir.
    -Tek dogru olarak kendi mesrebini öne sürmemeli, Kur’an ve Sünnet’e aykiri olmayan diger mesrepleri ayni sadirvanin musluklari gibi görmelidir.
    Yazi: Ebubekir Sifil

<<< Nurdamlalari >>>