|
- Tufandan Önce
Zulüm, desem güler; ne zulümler görmüstür.
Zalim, desem geçer gider; ne firavunlar bilir.
Güçlü desem Nemrut der, zengin desem
Karun der.
Ask desem, sevda desem… Kimleri kimleri sayar.
Neyse ki acziyetimi bildim ki, hakikatimdir.
Pismanim dedim, suya degdim, yenilendim.
Affettikçe affa layik oluyoruz, bildim. Sen affedesin
diye “affedebileyim” duam oldu da geldim.
Zamana, mekâna, esyaya, insana dair keske dediklerimden
geçerek geldim. Bir tek sana dair, kullugumla
ilgili neye keske dediysem onlarla geldim; pismanim…
Ya sen tevbeleri çokça kabul eder olmasaydin!
Rahmeti bol olmasaydin!
Kendi katiligimdan utandim da geldim. Boynum bükük
geldim, hatalarimla, kusurlarimla... Acziyetime sigindim,
pismanligimla yenilendim. Kanatlarim oldular, gögün
yollari açildi. Yerin tüm yollari kapandiginda
içimden açildi yol. Ilerisi ve gerisi
olmayan bir yol. An be an degisen bir yol. Tevbeyle
kazanilip, kibirle kaybedilen bir yol. Kibrim agirliktir
çünkü, tevbem kanat. Içimde
yeserdi nevbaharlar, kis ortalarinda. Yeni bir gün
günesle degil, belki ikindiden, belki geceden simdi
basladi . Eski aynalar kirildi, yeni aynalardaki yüzüm
güzel. Sehirler tükendi de içimde Medine'nin
kapilari açildi sonuna kadar. Medine bir uzak
sehir degilmi s. Medine sehrim, sehrim Medine. Gönlüm
yenilendikçe, yollarim hicret yollari oldukça
vardigim her yer Medine, burasi Medine.
Ve zamana degdi acilarim, yarina dair niyetlerle teselliler
verildi ki, yapip-ettiklerimden ileridir.
Neyse ki kollarimin zayifligini, adimlarimin yanilgisini
bugün bildim.
Neyse ki kara, deli dalgalar gelmeden önce suya
vardim, suyu bildim, pismanligimi ku sandim.
Neyse ki tufandan önce…
|