| YOLDAN GEÇERKEN
- Topraga ayak basmanin bir tadi vardir.
Ayagimiza bir tas takilir.
Bir diken batar elimize, çali çirpi yirtar,
çizer yüzümüzü.
Otlarin yesili çikar elbisemize, yaban güllerinin
kokusu siner.
Yagmurdan, çamurdan; günesten, gölgeden
nasibimiz olur.
Göklerden, topraktan nasibimiz olur.
Hayattan nasibimiz artar adim adim.
Ilmek ilmek örer, tel tel isleriz hayatimizi. Ilmekler
oynar bizimle; bir kaçar, bir tutulur. Igne batar
elimize, teller kopar, kirilir, bir bakariz eklenir.
Biz uyurken geçivermez yollar, bir trenin camindan
akar gibi akivermez.
Seyirlik degildir. Yasanilir da bir izi kalir, tadi
kalir.
Ne kadar yol yürürsek, o kadar adim atacagiz.
O kadar artacak emegimiz.
O kadar artacak sabrimiz.
O kadar artacak çilemiz.
Suyu kanasiya içecegiz o zaman.
Yollarda yorulunca durmayi bilecegiz.
Durup dinlemeyi, alnimizin terini silmeyi.
Topraga ve göge bakmayi.
Bir agaç altinda bir anlik gölgelenmenin
keyfini sürecegiz.
Ve bilecegiz, ömrümüz zaten o bir anlik
gölgelenmektir.
Yorulduk ya, gölgelenmenin keyfini sürecegiz.
…
Yoldan geçen birisiyiz yalnizca. Sehirlerden
geçeriz, ülkelerden, kitalardan…
Akar geçeriz yollardan. Bir tadi kalmadan dimagimizda,
bir iz birakmadan kaçar gibi geçer gideriz
adeta hayatimizdan.
Kaçan bir ilmegi görmez, kirilan teli eklemeyi
düsünmeyiz.
Yolun sonunda bir döner bakariz. Ancak o zaman
bakariz. Daglari delecektik hani, yeri yaracaktik, öylesine
akivermistik. Öylesine kaçmistik uzaklara.
Öylesine kaçmistik kendimizden.
Hiçbir izimiz yok geride adim adim. Ilmekler
kaça kaça örgü kalmamis.
Bir ignelik nakis yok ardimizda.
Yoldan geçen birisiyiz yalnizca.
Ne yeri yarabilir, ne boyca daglara yetisebiliriz.
Bir arpa boyu yoldur aldigimiz. O yolun derdini sürükleriz
ya da keyfini süreriz.
Yudum yudum kanasiya keyfini süreriz…
ZEHRA KORKMAZ
|