• ZALIM-ZULUM

    Zalimi muzlumdan ayirt eden, zulümkâr nefsinin boynunu vurmus kisidir.
    Yoksa içten içe nefse zebun olan kisi, deliliginden mazlumlara düsman kesilir. (3/197-198/2435-2436)
    Bu kötü zamanda kafir olsun, fasik olsun .. herkes kendi perdesini kendi yirtar. Zulüm, can sirlari arasinda gizli kalir, fakat onu halkin önüne koyan zalimdir.
    “Hele bakin, benim boynuzlarim var, su âlemde cehennem öküzünü bir görün.” diye kendisini kendi gösterir. (3/199/2452-2454)

    Elin, ayagin, içinde sakladigin seye bu alemde de sehadet eder.
    “Itikat ettigin seyleri söyle, gizleme” diye gönlündeki sey basina dikilir.
    Hele kizdigin söylenmeye basladigin zaman yok mu... gizledigin seyleri kildan kila meydana çikarir.
    Zulümde cefa, bu âlemde senin basina dikiliyor, bu is için tayin edilmis bir memur edasiyla kesiliyor da, “Haydi, ey el, ey ayak! Yaptiklarini söyle, beni meydana çikar.” diyor ya...

    Içinde gizledigin sey, “sirrinin gemi”ni ele aliyor, hele kizip costugun zaman onu istedigi gibi götürüp sürüyor ya...
    Demek ki gizledigi seyi ta ovalara çikarsin da bayrak gibi diksin, el-âleme göstersin diye Allah, zulmeden kisinin basina bu memuru dikiyor.
    Bunu yapan Allah, mahser gününde de sirrini meydana çikarmak için baska memurlar yaratmaya kadirdir.
    Zaten “Ey zulümde, kinde elden ele geçmis herkesçe ne oldugu bilinmis, anlanmis adam! Senin için disin meydanda... elinin, ayaginin sehadetine ne ihtiyaç var?
    Kötülügünü, ziyankarligini etrafa yaymaya hacet yok. Senin atesten ibaret olan içini herkes biliyor.
    Nefsinden, her an, “beni görün, ben cehennemligim” diye yüzlerce kivilcim siçramada.
    “Ben, atesin cüz’üyüm, iste aslima gidiyorum. Nur degilim ki, Allah’a gideyim!” demekte. (3/199-200/2455-2465)

    Seb-i Arus Hatirasina


Mevlana